22 Ekim 2012 Pazartesi

İyiki Doğdun Ediiiiiz



Benim minik kuzum Edizimin bugün doğum günü partisini nihayet verebildik.Günlerden beri bir tatlı telaş hazırlık yapıyorum.Özenmiyeceğim falan desemde insanın elinde değil özenmemek herşey benim elimden çıksın diye oldukça uğraştım.Gece yarıları elimde boyalarla kartlar hazırladım kurabiyelerimi,böreğimi çöreğimi yaptım.
Buda gelen misafirlerimizi karşılayan kapı süsümüz...

16 Ekim 2012 Salı

Kim Milyoner Olmak İster hatıralarım....



Ne zamandır bu deneyimimi yazmak istemiştim fırsat bu güneymiş. Bu senenin başında ocak ayı gibiydi gençliğimden  beri sürekli seyredip durduğum ah ben olsaydım şu soruya kadar gelirdim deyip televizyon başında hayıflanıp durduğum Kim Milyoner Olmak İster benim için hala kim 500 milyar ister programına başvuru yaptım. Senelerden beri sürekli bilidiğim sorular çıkıyor amanın bildiklerim bitmeden hemen katılmalıyım dedim :P. Yaklaşık 2-3 hafta içinde özgeçmişimin uygun bulunup ön elemelere hak kazandığımı söylediler.O kadar şaşırdımki bir o kadarda sevindim o sırada 5 aylık hamileydim .Oğlumun şansı dedim içimden.Neyse Ediz'i güç bela bakacak birilerini bulup Yenibosna ATV Stüdyolarına gittim.Girer girmez bir görevli bana Esra Erol'un programı içinmi geldiniz dedi dumur oldum öyle bir halim mi var acaba ? Elemeler için geldiğimi söyleyip yarışmanın yapıldığı stüdyoya aldılar.Orda bulunmak bile beni oldukça heyecanlandırdı.Benim gibi bir dünya insan vardı of puf oldum.Birde biz saat 12:00 grubuymuşuz, sabah gelenler ayrı birde bizden sonra gelecek olanlar varmış.Bir hafta boyunca bu böyle devam ediyormuş yani çarpı 5 gün daha.Ohooo onca kişi içinden seçilmek hayal.Neyse herkesin eline bir kaç sayfalık 40 adet soru tutuşturdular  telefonları kapattırdılar.Belli bir zaman dilimi içerisinde hiçte kolay olmayan bilgi yarışmasına sokulduk.Size deyim yok beyaz sarayın bilmem bişi odasındaki duvarda asılı olan tabloyu falan sordukları soru bile vardı.Neyse yaptık verdik kağıtları.Sonra bekle bekle dur.Her kağıt okunup o kişiyle mülakat yapılacakmış.O kadar şansızımki benim adım onca kişinin içinden son 1-2 kişi kaldığı zaman okundu.En az 1-2 saat beklemişimdir.Evde beni bekleyen Ediz aklımda hep acaba Melek ablamıza sorun yapmışmıdır uyumuşmudur yeyip içmişmidir bla bla bla :( Neyse sıra bana gelip mülakata çıktım sorumlu editör görüntü yönetmeni falan vardı cevap kağıdımın çok iyi olduğunu 36 soruyu doğru cevapladığımı söylediler tabi 40ını bilipte ilk soruda elenen bile varmış ama yinede kendimi tebrik ettim :) Bir dünya soru sordular hepsine alelacele cevaplar verdim 2 saat bekledikten sonra 5 dakika süren bir mülakat yaptılar sonra biz sizi ararız deyip yolladılar.
2 gün sonra ikinci görüşme için aradılar yuppi herhalde oldu bu iş dedim edizi bırak yine git .Oraya gittiğimde birde ne göreyim  sayı biraz azalmış olsada bir dünya insan var.Yine bekle bekle bu sefer program yapımcısı ile mülakat yap çık biz sizi ararız.Of puf pöf...
Çok geçmeden birkaç gün içinde aradılar ve yarışmacı olmaya hak kazandığımı söylediler yarışmanın cumartesi ve pazar günleri çekildiğini yanımızda 3 adet eş dost ile birlikte joker seçimlerimizi bildirerek gelmemiz gerektiği bildirildi.Bir kaç kıyafet getirip yönetmen şunu bunu giy diyecekmiş.Ve üst üste 4 bölüm çekilecekmiş.Önce hiç kimsenin duymasını istemediğimden hatta tv.de beni görüp süpriz yapmak istediğim aileme joker seçimi muhabbetinden dolayı söylemek zorunda kaldım.Allahım o joker seçimi neymiş hiç kimse üstüne sorumluluk almak istemiyor. Eee joker ararkende istemediğim kadar çok kişinin bu durumdan haberi oldu maalesef Ereğli.de ablamın çalıştığı hastanede duymayan kalmadı herhalde.Neyse öyle milletin bulduğu gibi profesör falan olmayan aile fertlerimin isimlerini verdim.Yarışma günü gelene kadar online bilgi yarışması oynamaktan her gördüğüm bilgiyi kafama kazımaktan beynim su kaynattı ve aman boşver deyip yarışmaya gittik.Eşim, sevgili dostların Gülcan ve Seçkin ile beraber ATV stüdyolarına geldik.Sabahtan akşama kadar sürecek uzun bir çekim var hadi bakalım hayırlısı. Oraya gittiğimizde yarışmacıları ayrı bir odaya alıp çekimler bitene kadar hiç tanıdıklarımızla görüştürmediler bu süre içinde benim gibi çağrılan 15 arkadaş ile o bekleme odasında kanka olduk oldukça komik bir o kadarda heyecanlı anlardı. Yarışmadan önce deneme çekimleri yapıldı o meşhur yarışmacı  koltuğuna oturup aynı programdaki gibi bir soru yöneltildi joker hakkımızı kullanmamız istendi stüdyo ortamına üniversiteden alışkınım zaten ama o koltuğa oturup o kısıtlı zaman içinde cevap vermek inanın televizyon seyrederkenki gibi değil.Çünkü size tembihlenen bir sürü şey var onlarıda aklımızda tutmaya çalışıyoruz yüksek sesle konuşup, yok ilk 7 sorudan sonra Kenan Işık son kararınızmı diye sormadan fikir söylemeyekmişiz,  o koltuğa otururken mutlaka sağ taraftan oturup sonrada tam karşıdaki kameradan çıkacakmışız, yok beyaz renk, çizgili, kareli giymeyecekmişiz Oooo :) Deneme çekimlerinden sonra makyaj ve saç odasına alındık. Bir güzel süslendik oh sefam olsun .Kuaförün anlattıklarına çok güldüm.Bazı yarışmacılar düğüne gider gibi geliyormuş onların saçını başını bozup entellektüel bir hale getiriyorlarmış.

Kuliste beklerken yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkada desek yalan olmaz birde mukavele imzadık işin ucuna epey yaklaştık.Kenan Işık'la seneler sonra tekrar karşılaştık en son üniversitede Bilgisayar Klubü yöneticiliğ yaparken düzenlediğimiz Bilişim Ödülleri günlerinde sohbet etmiştik kendisiyle zaman ikimizide biraz yaşlandırmıştı.Onca çekilen bu zahmetli yolculuk sonunda o hafta o 15 kişinin içinde sıram gelip yarışamadım.Haftaya tekrar çağrıldığımda yine kura içine giremedim böyle bir şans olabilirmi eşim bile seyircileri gösterirken kaç kez görünmüş tv.de sözde millet beni görecekti ala ala.Ve işte asıl bomba geliyor bir daha hiç aramadılar sonradan öğrendiğime göre o iki hafta kurada çıktın çıktın bir daha nanay :( Yine ben İstanbulda oturuyorum sürekli bu formaliteler için şehir dışından gelip giden arkadaşlara çok üzüldüm.Allahım bunca çekilen zahmete değermiydi çok keyifli vakit geçirdim ama şu anda o yarışmayı hiç izlemiyorum üstüne üstlükte milletin sen yarışmaya katılmayacakmıydın ne oldu sorularıyla uğraşıyorum ühüüüü :(

13 Ekim 2012 Cumartesi

Arkadaşlara açık mektup

Bugün Blogcu Anne.de Hatice Bilen arkadaşımızın yazdığı bir yazı okudum ve gülmekten kırıldım.Tüm anne babalar her ne kadar farklı hayatlar yaşasalarda çocuklar söz konusu olduğunda ortak noktalar o kadar çok ki katılmadığım tek bir kelime bile yok sanırım. Her nekadar arkadaşlarımın hepsi şu anda hamile olsada uzun bir süre tek çocuklu aile olarak bu durumları oldukça sık yaşadık :) Aşağıdaki yazıyı bu yüzden okumanızı çok isterim.

Sevgili Arkadaşlar,
“Siz hep gezin; sinema, tiyatro.. çocuk anneannede büyüyor” gibi cümleler kullanmayınız. 40 yılda bir dışarı çıktığımızda size yakalanmamız sürekli geziyor olduğumuzu göstermez. Bizim de sosyalleşmeye, biraz kafa dağıtmaya ihtiyacımız var.
Ama çocuklu olduğumuzu düşünürsek bu hakkımız oldukça sınırlı tabii. O yüzden çocuklu olmayan çiftler kadar sizinle takılmamızı, her aktiviteye iştirak etmemizi beklemeyiniz.
Misafirliğine geldiğimizde erken kalkışımızı yadırgamayıp çocukla bunu yapabildiğimize şükrediniz. Çocuğu bırakıp gelmemizi istiyorsanız da yukarıdaki cümleyi beynimizden silmeye yardımcı olunuz.
Çocuğun uyku saatlerine verdiğimiz önemi garipseyip ‘bir gece de geç yatıversin ne olacak’ gibi cümleler kurmayınız. Sizlerle sohbet güzel hoş da, gece geç uyuyan çocuğun o gece daha mızmız olacağınız sezebiliyor ve uyku bizim için artık önem sırasında eskisinden daha yukarılarda olduğu için size iyi akşamlar diliyoruz.
Her kesime yaptığımız uyarı sizin için de geçerlidir: Çikolata, gofret gibi annelerin yemeyi sevip çocuklarına yedirmeyi sevmediği yiyecekleri çocuğu mutlu etmek adına ikram etmeyiniz. “Ara sıra yese ne olur sanki” eleştirinizi anlıyoruz ama bu yiyeceklerin tadını bir kere alan uyanık çocuklarımızın oyununa gelmek istemiyoruz.
Çocuklarımıza sizden bahsederken … teyze veya … amca dememize kızmayınız. Aranızda nereden baksanız en az 25-30 yaş var. Abla veya abi demeleri için biraz fazla değil mi? İlla takıntılıysanız da en başında belirtiniz. Belirtilmediyse teyze/amca sıfatını kabul etmiş olduğunuzu sayarız.
Sabah erken saatlerde bizi aramaktan çekinmeyiniz. Saat 7’den, hadi bilemediniz 8’den sonra uyuyor olma ihtimalimizin çok düşük olduğunu üzülerek söylemek durumundayız. Gönül rahatlığıyla arayabilirsiniz. Gece için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Çocuk uyuduktan sonra sızmış olma olasılığımız çok yüksektir. Yine de sorun değil; biz uykumuzun bölümesine alışığız. Bunun için hepimiz uzmanlık seviyesinde eğitimler aldık. Siz arkadaşlarımız için de bir defa uyanmışız çok mu!
Sohbet etmek için dışarı çıkmak istediğinizde çocuğumuzu da yanımızda getirmemiz için ısrar etmeyiniz. Sevmek istiyor olabilirsiniz ama bu durumda sohbet etmekten vazgeçmiş olacaksınız. Zira çocuk peşinde koşacağımız dakikalar sizinle muhabbet edeceğimiz sürenin epeyce üzerinde olacaktır.
Çocuklu ailenin en iyi buluşma mekanı evdir. Çocuğun gözden kaybolma ihtimali olmadığından anne baba daha rahat oturacak yapılan buluşmadan daha fazla verim elde edilecektir. Siz de rahatça sevebilirsiniz hem böylece. Sevin sevin, rahat olun, istediğiniz kadar ilgilenin.
Toplanma mekanı bizim evimiz ise evdeki dağınıklığı görmezden geliniz. Sizin gelişinizi önemsemeyip evi düzenlemediğimizi düşünmeyiniz. Düzenli bir evin çocuklu ailede ömrü kısadır. Evi derli toplu tutmanın bir formülünü bulamadık. Sizin bir öneriniz varsa seve seve dinleriz.
Bu arada kız arkadaşlarımız için söylüyorum; sohbet konumuzun ağırlıklı olarak çocuklar olması sizi sıkmıyordur umarım. Çocuğu olmayan için pek sıkıcı konulardır bunlar ama ileriki zamanlarda aynı konuları siz de araştırıyor, konuşuyor olacaksınız muhtemelen. Kulak dolgunluğu ile o zamanlarda belki bu konuşmalar aklınıza gelir. Baktınız çok çekilmez bir hal alıyor, derhal yeni bir konu açın veya futbol, motosiklet, vb sohbetler eden babalara kaydırın kulağı. Hangisi daha sıkıcı siz karar verin.
Çocuksuz arkadaşlarımız; bu günlerin tadını çıkarın. Gezme işini abartın ve bol bol uyuyun. Bunları yeterince yapmış fakat; hala daha zamanı var diyen sevgili arkadaşlarımıza bir an önce çocuk yapın, büyütün ve kurtulun ama aynı zamanda çocuk sahibi olmanın ne kadar şahane bir duygu olduğunu anlayın, bambaşka bir aşkla karşılaşacağınızı bilin diyoruz.
Anne-baba olmak bizi kesmedi, bizler de teyze-amca olmak istiyoruz. Mesajımızı gerekli kişiye iletip gereğini yapınız.
Siz bizim çok sevdiğimiz arkadaşlarımızsınız. Hayatı güzelleştiren, keyifli olmasını sağlayan… Varlığınız için teşekkürler.

7 Ekim 2012 Pazar

Pek tabiki Toyzeria.daydık


Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra erkenden bir koşu İstanbul Fuar Merkezine gittik.Erken gitmekle çokta iyi yapmışız çünkü ileriki saatlerde çok kalabalıklaşmaya başlamıştı. Biz rahat rahat gezip eğlenebildik. Çocuklar için Caillou diş taraması yapılıyordu gelmişken onada baktırdık. Dişlerimiz pigment lekelerimiz dışında gayet iyiymiş. Çocuk televizyonlarında yayınlanan tüm standlarda oynayıp dans ettik.Pepee, Caillou, Köstebekgiller, Keloğlan ve daha neler neler. Yinede daha çok firma katılabilirdi diye düşünüyorum.Beni rahatsız eden şeylerden biride her yerde uygulanan her standda bulunan yüksek sesli müzik ve sunucuların birbirine karışan sesleri şöyle  kafa dinlendiren müzik niye koymazlar anlamam insanlar birbirini zor duyuyordu.Eve dönerken elimizde
 de bir dünya balonumuz vardı yarısı yollarda heba oldu uçtu,patladı :) Tabi bir kaç araba daha alındı. En sonunda da yorgunluktan bitap düşen Ediz ile babamızın sırtında arabamıza yol aldık. Böylece ordan ayrılırken Edizin gitmemek için diretmelerininde önüne geçmiş olduk.Bu hafta sonuda böylece bitmiş oldu darısı gelecek haftaya...

Ediz suyuna çorbada yaptık :P

5 Ekim 2012 Cuma

TOYZERIA 2012

Merhaba sevgili anneler;

Türkiye’de oyuncak sektörünün ilk ve tek fuarı olan “Toyzeria Oyuncak, Lisans, Oyun ve Oyun Ekipmanları Fuarı” 04-07 Ekim tarihleri arasında, İstanbul Fuar Merkezi 9. Ve 10. Salonlarında 5. kez açılıyor.

Birinci kuralı “Güvenli Oyuncak” olan fuar, oyuncak, lisans, oyun ve oyun ekipmanları sektörünün üreticileri ve ithalatçıları ile, toptan ve perakende oyuncak satıcıları, kırtasiyeler, büyük mağazalar, alışveriş merkezleri, hipermarketler, süpermarketler, ana okulları, oteller, promosyon ve reklam firmaları, rehabilitasyon merkezleri, tatil köyleri, oteller, sosyal tesisler ve eğlence merkezleri yetkililerini buluşturuyor.

Oyuncak sektörünün üretim faaliyetlerini desteklemeyi, ulusal ve uluslararası pazarlar sunmayı, dünyadaki yeni bilimsel ve teknolojik gelişmelerden haberdar etmeyi amaçlayan, Toyzeria Oyuncak Fuarı, 30 milyon çocuk nüfusuna sahip Türkiye’de, çocuk başına satın alınan güvenilir oyuncak oranının yükseltilmesine de önemli katkıda bulunuyor.
 
 
Pepee.de Düşyeri-Pepee standında ziyaretçilerle buluşacakmış. Daha öne Trump Towersda gitmiştik Pepee'ye pek beğenmeyip çıkıp başka aktivitelere katılmıştık.Umarım buda öyle olmaz...
 
Biz gitmeyi düşünüyoruz ama ayrılırken çocukları ordan nasıl koparırız bilmem yerlerdemi sürükleriz artık gerisini bilmem.
 

3 Ekim 2012 Çarşamba

Caddede stand stand dolaştık :)

Hafta sonu evin içine hapsolan çocukları dışarı çıkarak, biraz olsun neşelendirip ben ve babalarıyla kaliteli zaman geçirmeleri için elimizden geleni yapıyoruz. O iki günü maksimum düzeyde maksimum farklı şeylerle geçirmeye bakıyoruz tabi eve dönüşümüzde anne ve babanın haşatı çıkmış oluyor ama onların yüzlerindeki gülücükleri görmek tüm yorgunluğunuzu atıyor üstümüzden. Bu pazar gününü Anadolu yakasında herkes gibi bizim de çok sevdiğimiz Cadde Bostan sahilinde geçirme kararı aldık. Yok kahvaltımızı yaptık, yok evi topladık, yok makineye çamaşırları atıp gelince asma tasası, yok çocukların uyuyup uyanması derken bizim evden çıkmamız birkaç saatimizi alıyor. Neyse Ediz'in mutlu mutlu yine sabırsız bir şekilde habire ayakkabılarını elimize tutuşturup attaa demesiyle start aldık yolculuk. Köprü trafiğiyle uğraşmamak için bu sefer Sirkeci-Harem arabalı vapurlarına bindik. Beni bir sevinçtir tuttu YOK HEPBERABER İLK VAPUR YOLCULUĞUMUZ DİYE :) Mümkün olduğunca o güzel anın ve havanın keyfini çıkardım. Babası Ediz'e martıları gösterdi, vapuru dolaştırdı bende yavru kangurum Emirimle onları takip edip bol bol fotoğraf çektim.






Ediz araba vapurunu beklerken birşeyler karalıyor



İşte martılar



Caddeye vardığımızda ise bize yolu tarif eden Ediz vardı.Burdan burdan diyo habire :) Ordan ordan gittikçe adım başı standa denk geldik ilk olarak NBA 3X turnuvaları vardı orda biraz vakit geçirdik.
 
 
Biraz ilerde de Omo İle Kirlenmek standında çocuklar için avtiviteler vardı.İlk önce kaleye top atmaca oynadık, sonra oyun hamurlarıyla şekiller yaptık, parmak boyalarıyla dağıtılan beyaz omo t-shirtlerini boyadık. Ellerimiz öyle kirlendiki t-shirtümüzün fotografını çekemedim :) Aman kirlenmek güzeldir diyemedim ben pek ama yok orasını sil burasını sil bir kaç numune dağıtıldı da ertesi gün üstümüzü başımızı yıkarız artık :) Biz Ediz'le oynarken babamızda diğer bir standda Emir'le takılmış.Primanın aktivitesinde, Emir'in yatakta uyuyan bir fotosu çekilip ordaki karikatürist arkadaş tarafındanda boksör kılığında tasavvur edilmiş.


 
Han han düt dütsüz olmaz tabi....


 

 
Gün sonunda da anne, baba, çocuklar ve balonlar evin yolunu tutmuşlar.Bu masalda şimdilik böyle sona ermiş.....Zzzzzz